|
|
HAYAT ÇETELE TUTMAK DEĞİLDİR...
>>> >>>Hayat; >>>Seni kaç kisinin aradigi,kiminle çiktigin,çikiyor oldugun >>>veya çikacagin demek de degildir. >>>Kimi öptügün,hangi sporu yaptigin, >>>kimlerin seni sevdigi de degildir. >>>Hayat, ayakkabilarin,saçin,derinin rengi de degildir. >>>Nerede yasadigin veya hangi okula gittigin de degildir. >>>Aslinda hayat; notlar,para,giysiler, >>>girmeyi basardigin ya da basaramadigin okullar da degildir. >>> >>>Hayat; >>>Kimi sevdigin ve kimi incittigindir. >>>Kendin için neler hissettigindir. >>>Güven ,mutluluk,sefkattir. >>>Arkadaslarina destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktir. >>> >>>Hayat; >>>Kiskançligi yenmek,önemsemeyi ögrenmek ve güven gelistirmektir. >>>Ne dedigin ve ne demek istedigindir. >>>Insanlarin sahip olduklarini degil,kendilerini oldugu gibi >>>görmektir. Her >>>seyden önemlisi hayati,baskalarinin hayatini olumlu yönde >>>etkilemek için kullanmayi seçmektir. >>> >>>Iste hayat bu seçimden ibarettir. >>> >>>Insanlarin en acizi dost edinemeyen, >>>ondan daha acizi ise dost kaybedendir. >>> >>>Charles Eguone
TANRI SANA
Gününü aydınlatacak ARZU
Arzularını güçlendirecek KUVVET
Kuvvetini yaratacak PARA
Parayı kazanacak FIRSAT
Fırsatları değerlendirecek AKIL
Aklı koruyacak SAĞLIK
Sağlığını sürdürecek MUTLULUK
Mutluluğunu getirecek SEVGİ versin..
|
I
|
|
Dokunmak,hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni
Kocaman bir yalnızlıktı payımıza düşen
Seni yaşamak, sensiz olmamak, istiyorum... Duyuyor musun beni?
Aynı dünyada, ayrı yollarda, yaşayamayız
Seni özlemek istemiyorum ben, Ben seni yasamak istiyorum,
Seni her özledigimde sana bakmak istiyorum..
Ve... Seni sende görmek sadece
Anlıyor musun?
SEVMEK NEYMİŞ BİR GÜN ANLARSIN
Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayı bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar, ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın Duyarsın Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu igrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın Dolar gözlerin için burkulur Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
SENI SEVDIĞIMI BIRGÜN ANLARSIN
Ümit Yaşar Oğuzcan >
GİTTİN...
Ben arkandan sadece baktım. Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... ’’gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi. O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’ diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... gidişini görmemek için gözlerimi kapattım. Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu, bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözümden. Ağlayamadım... Gittin... gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden. Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?! ürperirdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini, gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım... Gittin... bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde. Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim. Edemedim... Başlayamadım... Gittin... bir şey söyledin mi giderken? ‘KAL’ dememi istedin mi? Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi? ‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi? Beynim öylesine uğulduyordu ki... Duyamadım... Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım... Gittin... unutulanların arasına katılmalıydın. Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım... Gittin... bir okyanusun ortasında, tek küreği kaybolmuş sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık. Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde. Bil ki seni... unutamadım...
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkini yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda Bir düşman gibi duran
Zaman’ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını
Gittin koca bir yaz girdi aramıza
murathan mungan
 |
 |
|
|
|
|
|
::
:::
BU GECE YOKSUN
Bu gece yoksun,sende kaldı canım, dedin.. Bilemedin aşkım, sen, candanda yakındın, Bu gece yoksun,kalbime taş basacağım, dedin.. Kalbine bastığın taş kadar yakındım,. Bu gece yoksun,bende hiç konuşmayacağım,dedin,, Suskunluğundaydı diğer yarım,, Bu gece yoksun,biliyorum kalbinde olacağım, dedin,, O kalbin sahibi,zaten sensin canım,, Benimsin,hep böyle kal bitmeyecek gibi,dedin,, Bilemedin,özleminin zaten beni bitirdiğini aşkım Benimsin,ölesiye seviyorum seni,dedin,, Ölüm sebebim olacağını dahi düşünmeksizin, Benimsin,canım kadar,yarım kadar,dedin,, Canımın diğer yarısı olduğunu bilemedin aşkım,, Benimsin ömür boyu hep böyle kal…..dedin,, Ömrümün kalanı zaten sensin canım, Bu gece dokunsan ağlıyacağım,dedin,, Sana dokunmanın,aldığım nefes kadar kutsallığını
Bilemeden canım, Bu gece tek başıma,çıldıracağım.dedin,, Sana görünmeden yaptığım çılgınlıkları,
Görmeliydin aşkım,, Bu gece müziklerde seni arıyacağım,dedin,, Ben zaten nağmelerdeydim aşkım, Bu gece hiç bitmeyecek ,zaman geçmeyecek…dedin Sana kanmaksa bunun adı,
Bitmesini isteyen kim ki aşkım :))
YAĞMURLAR ALDI SENİ...
Buralara hergün yagmur yagıyor,
Sen yoksun diye
Çölün suya hasreti gibi
DELİCESİNE..
Bugulanan camlara ,
Usulca yüzünü çiziyorum.
Ellerime bulaşan her yagmur damlasını,
Sen diye tutuyorum,
Ama sen yoksun yanımda
ÜŞÜYORUM..
Yoklugun karanlıgı çöktü içime,
Bekliyorum.
Sokak lambaları bir bir ışıgını yitiriyor,
Yagmur seni getirsin diye,
AÇMIYORUM,
Şemsiyesiz yürüyorum.
Özletiyor bu çılgın saganak,
SENİ DÜŞLÜYORUM.
Sırılsıklamım şimdi,
TİTRİYORUM.
Kalabalıgın ortasında yapayalnızım,
SENİ BEKLİYORUM…
Sen, Ey! Kanayan günlerimde, Kapanmayan yaram; Gecelerim sensizliğe kabuk bağlar, Gündüzler bana haram.
Ve ömrün özeti olur; “Sen tufanı” sonrası, Yalnızlık dağının zirvesine takılan yaşam. Sonrası, Bilinmeyen bir zaman.
Sensizliği kuşanır, Üstüme gelir her saat. Her ucu ayrı bir çıkmaza Ve Ölüme çalan rengiyle; Azrail’e emanet bir hayat…
Gidişlere söylenen ritimsiz türküler, Sözleri unutulmuş, Şairi bile bilinmeyen şiirler Ve Söyleyemediğim Ama Anladığını bildiğim onca söze rağmen; GİTTİN, Şimdi yoksun, Ben de bittim…
Gidişin, Yürekte ölümcül bir hastalık, Bilimsel adı: AYRILIK Ateşli hasretlik, sancılı bir bekleyiş Ve Şiddetli sensizlikten sonra, gelir ölüm. Son durağı olur, Yalnızlığın bile yalnız kalmaktan korktuğu Kimsesizliğe sürgün bir mezarlık… GİTTİN, Şimdi yoksun, Bak, ben de bittim…
Darmadağın yıldızlar gökyüzünde bu gece, Yağmur rüzgarları şehrimin kapısına gelince, İçinde biraz keder, biraz da özlem var sadece, Aşk kokan bir beyaz buse gönder.
Açınca kışta kar çiçekleri, Yorgun düşer sevgi gelincikleri, Vurgun yedi zaman örümcekleri, Sevgi kokan bir beyaz buse gönder.
Sessiz gizemiyle dans ediyor yıldızlar, Yüreğine sevda konsun bu bahar, Fırtınalar koparsa da duygular, Gelmesen de bir beyaz buse gönder.
Irmaklar berrak akar sevgi denince, Uzattım ellerimi tut gönlünce, Sarmazsam seni yanarım ömrümce, Sarmasan da bir beyaz buse gönder.
İçindeki güneş battığı zaman, Ömrün yalnızlığı tattığı zaman, Hasretin kor olup yaktığı zaman, Gelmesen de bir beyaz buse gönder.
En derin yerindesin gönlümün, En tatlı baharısın ömrümün, Sonsuz misafirisin aşk evimin, Gelmesen de bir beyaz buse gönder! ! !
Yoksunluğunun fakirliğini yaşamak Sensizliğin ölümüdür tarumar bedende. Hasretin boğazımda düğümlenir, boğulurum, Düşlerim yalın ayak, umutlarım paramparça Seni arıyorum çırılçıplak coğrafyamda.....
Çırılçıplak düşlerde giydiriyorum gözlerini, Kibrit çakarak karanlığa, sensizliğin hücresinde Gölgen düşüyor, çakılıyorum zindan boşluğuna, Zindanda çığlıklarım yankılanır, yer gök sarsılır..... Prangaların pası çözülür, kan revan ellerimde Ay düşer eteklerine dağların, asminlerin yapraklarına
Hazan sonları, yaprak dökümü başlar şafaklarda, Aydınlıkların krallığına hüküm sürer gözlerin, Fırat`ın sularına gömülür sensizliğin derinliği. Mezopotamya’da ruhu canlanır efsanelerin mistik tonu..... Özgürlüğe kelepçelenir dünüm, bugünüm, yarınım.....
Oysaki, ürülmüş bir ben vardım artık, Yüreğine dönük sevdanın hegemonyasında. Savurduğun fırtınalara isyan bayrağı çekilir, Tutsaklığımı yargılar, sensizliği idam ederim. Sensiz geçen zamanların senli kıyımlarında, Sonum, sonsuzluğum, hürriyetim Ya da esirliğim olursun, mülteci ezikliğim.
Bağrımda yeşertirim özlemlerin efsunlu kıvamını, Avuçlarımda boy verir zambaklar, leylaklar, Yoksunluğunda boy boy sen büyürsün, Göz bebeklerimin nisan yağmurlarında Sen büyüdükçe ben boğulurum yoksunluğunda.....
Hala seni arıyorum çırılçıplak coğrafyamda..... Nerdesin lale kokulu ay dünyam? Nerdesin gülüm, gülümseme sebebim, gül bakışlım Şairliğime sebep, şiirlerimin suskun dili: nerdesin Hala gökkuşağı mı bakar yoksunluğumda gözlerin? Hala seviyor musun sendeki paramparça beni? Hala sürgün mü baharların, güzlerin, bayramların..... Hala yok musun vardan öte, ötelerin yakınlığında? Hala ağlar mısın yalnız, kimsesiz, onurlu ve bensiz?
Söyle hadi! Hala ne beklersin, yetmez mi bu ölümcül ayrılık? Gel hadi! Durulsun deryaları göz kapaklarımın Bensizliği idam et hadi, canlanayım tekrar avuçlarında Yıkılsın Firavunların sarayları, Nemrutların tahtı, Yeniden doğayım gözlerinin güneşlerinde, Bedeninin cehennem ateşlerinde kül olayım… Çözülsün dili ezgilerinin, yankılansın tekrar Eteklerinde dağların ve yapraklarında asminimin...
Ve hala gelmeyecek misin canına can verdiğim? Sesinde yankılandığım, nefesinde hoyratça estiğim, Dudaklarının ıslaklığında kavrulduğum sen, Kaçıncı ölümüm, öldürülüşüm, ölümlerim yetmez mi? Soykırımlarda tükenişlerim, kavgalarımda dayanağım Yoksunluğun fakirliği dünyama yeniden doğ, çırılçıplak coğrafyama Yetmez mi bu sensizlik, ay gözlüm, nur-ı aynım, Söyle hadi hala ne beklersin aşkım, aşkınlığım, gül sebebim, gülüm Uçurumlara inat boy veren asminim....
Karmaşanın ortasında kaldım Ortadan ikiye ayrıldım Bir yanım döndü uyudu, Diğeriyle uyanık kaldım Ay ışığında yıkandım, Güneşle ısındım Karmaşanın ortasında kaldım Ne gece ne gündüz var artık Onları da senden sonra Ucuzdan bi eskiciye sattım...
Sınav kağıtlarına verilen müthiş cevaplar...
|
--Karadeniz bolgesinin gecim kaynaklari nelerdir? --Balikcilik hamsi yani accik tarim, natasa en cok gecim kaynagi olanlaridir. Halil/Ortaokul-2
--Olcek cesitleri nelerdir? --Boy olceyi,kilo olceyi ve kesir olceyi Ayse/Ortaokul-2
--Dunyamiz nasil olusmustur? --Dunyamizi insanlar kurmustur. Dunyamiz temiz sular,temiz hava ve temiz yollari yani temiz yollarla dunyamiz guzel bir sekilde olusur. Seda/Ortaokul-2
--Turkiye'nin ozel konumunu aciklayiniz. --Turkiye cok ozel bir konuma sahiptir. Ozel bir konuma sahiptirden dolayi ozel konum baska kimseyi ilgilendirmez. Ama etrafimizdaki devletler ozel konumumuza karisip dururlar. Halbuki hic karismamalilar. Selim/Ortaokul-2
--Boylam nedir? --Mesela kapinin oraya gittiyimizde boyunuzu olcebilirsiniz,buna boylam denir. Yavuz/Ortaokul-2 --Bir seklin duz bir sekilde destek olmadan durmasidir. Serdar/Ortaokul-2
--Karadeniz bölgesindeki tarimi anlatiniz. --Karadeniz bolgesinde toprak cok verimlidir. Burada en cok hamsi yetistirilir. Hamsi once ovalarda sonra yamaclarda en sonunda daglarda yetistirilmistir. Bu bolgemizde kislar cok yagisli oldugundan hamsiler serada yetistirilir. Hatice/Lise-2
--Dis ticaret acigi nedir? --En dis ve en yabanci, cok uzak aciklara yapilan ticarete dis ticaret acigi diyoruz. Bilal/Ortaokul-2
--Disari ihrac ettigimiz mallar yolda hasara ugrarsa veya yerine ulasamazsa buna dis ticaret acigi denir. Mahmut/Ortaokul-2
--Fotosentez nedir? --Ayin dunyaya yaklasip uzaklasmasina fotosentez denir. Davut/Lise-1
--Fotograflayip sentezlemek olayina fotosentez denir. Orcun/Lise-1
--Bitkilerin derin nefes alip vermesine fotosentez denir.
--Terliksi hayvan ne demektir? --Terlik giymeden dolasip duran deyisik turdeki hayvanlara Terliksi hayvan denir. Sevda/Lise-1
--Tanim ne demektir? --Tanim,bir varliga bir seye ozgu nitelikleri belirtilmesi niteligi bicim seklindeki kelimeyi belirten anlam tarif... Meryem/Lise-2
--Ovalar kaca ayrilir? --Dorde ayrilir: Yesil ova,kurak ova,agaclik ova ve gulluk gulustanlik ova. Esma/Ortaokul-2
--Ovalar dorde ayrilir. Dogu,bati,kuzey,guney. Ali/Ortaokul-2
--Cukur ova,duzluk ova ve yamuklu ova diye uce ayrilir. Ufuk/Ortaokul-2
--Hangi durumlarda ara secime gidilir? —Meclis baskanlarinin iflasi durumunda ara secime gidilir. Ayse/Ortaokul–3
--Meclisin görev ve yetkileri nelerdir? —Mahkemelerce ölmesi kesinlesenlerin ölmesine izin vermek. Orhan/Ortaokul–3
--Enlem nedir? --Bir canlinin boyunu posunu olcmeye yarayan sey. Ali/Ortaokul-2
--Olcek cesitleri nelerdir? -- 1. Terazi tarti olcek -- 2. Fakir olcek -- 3. Zengin olcek Melek/Orta-1
--Olcek nedir? --Bir ilmi birim birimidir, ve olcegin tanimini yapmak icin olcek gerekir. Arif/Ortaokul-1
--Dogu Anadolu'da sanayi neden gelismemistir? --Dogu Anadolu cok daglik maglik bir yerdir. Oralar daglik maglik oldugu icin ulasim oraya gidemiyor. Ulasim gitmeyince fabrika kurulamiyor. Fabrika dagin tepesinde olmaz. Dagi yok etmek gerekir. Bu da para ister. Ulkemiz fukara karsilayamaz. Zaten dagi yok etmek icin dinamit konulsa teroristler onlari calip cirpip goturur. Bu yuzden oraya endustri gitmemis. Mustafa/Ortaokul-1
--Istanbul'un onemi nedir? --Istanbul onemli bir sehirdir. Topragi altindandir. Koyden goc edenler Istanbula is,as bulmak icin giderler. Ve zengin olup koylerine geri donerler. Bagzilari ev parasi icin bagzilari ise baslik parasi icin...Ama bunlar hepsi eskidendi. Simdi bir tek ev parasi ve cocuklarin okuma parasi icin geliyorlar. Simdiki zamanda baslik parasi yoktur,kacan kacana,seven sevene. Koyden Istanbula gelen hemseriler coktur. Ayricana Istanbulda cok cok urun yetisir. Bunlarin bazilari domates,salatalik,lahmacun, ve kivircik maruldur. Istanbul ayrica Asya ile Avrupa arasinda bir yol gecen hani koprusu gibidir. Her bir kimse bu kopruden gecer. Istanbul onemli olmasaydi nufusu onbes milyon olur muydu hic? Derya/Ortaokul-2 |
|

|
|
ERKEĞİN EVLİLİK SAFHALARI
6. hafta: Seni seviyorum 6. ay: Tabii ki, seni seviyorum 6. yıl: Seni sevmesem çoktan çeker giderdim
6. hafta: Aşkım, ben geldim 6. ay: Selam! 6. yıl: Annen ne yemek yapmış?
6. hafta: Zahmet etme, ben açarım 6. ay: Ben açayım mı kapıyı? 6. yıl: Yahu şu kapıya baksanıza!
6. hafta: Sevgilim, Ayşe telefonda 6. ay: Seni arıyorlar 6. yıl: Telefoooon!
6. hafta: Zor bir çocukluk geçirmişsin 6. ay: Senin anan da cins ha 6. yıl: Ya tam da anana çekmişsin
6. hafta: Bu yaz seni Venedik'e götüreceğim 6. ay: Tatilde Ankara'ya gitsek ne olur? 6. yıl: Niye, evin suyu mu çikti?
6. hafta: Bu yüzügü inşallah seversin 6. ay: Resim çerçevesi aldım, her zaman lazım 6. yıl: Şu parayla kendine bir şey al
6. hafta: Hangi filmi görmek istersin? 6. ay: Evita'ya gidelim mi? 6. yıl: Evita'yi gör, ben çok beğendim
6. hafta: Üzülme sevgilim, leke yapmaz 6. ay: Dikkat etsene yahu! 6. yıl: Amma da şakarşın be kadın!
6. hafta: Ben pek bu fikirde değilim 6. ay: Bu konuda yanlış düsünüyorsun 6. yıl: Saçma sapan konuşma, Alla'sen
6. hafta: Yaptığın yemeklere de bayılıyorum 6. ay: Bu akşam ne yiyoruz? 6. yıl: Gene mı makarna!
6. hafta: Bir şey içer mısın? 6. ay: Bir Martini içerim 6. yıl: Gene buz koymayı unutmuşsun
6. hafta: Bu elbise sana çok yakışmış 6. ay: Bir elbise daha mı aldın? 6. yıl: Kaç para verdin buna?
6. hafta: Özür dileyecek bir şey yapmadın ki 6. ay: Biraz dikkat etsene be kızım 6. yıl: Hay senin eline...
Beni seviyor musun? - Hayır şu anda gazete okuyorum - Ne beni sevmiyor musun - Ben öyle bir şey demedim - Hayır dedin - Bak yine konuşma öğretiyorum diye kızacaksın - Ne konuşması - Sen şimdiki zaman kullanarak "beni seviyor musun" dedin - Eeeeee ne olmuş - Şimdiki zaman demek o anda yapılan işle ilgili zamandır ben gazete okurken seni nasıl seveyim
- Biliyordum zaten aynı anda iki iş yapamayacağını - Ne ilgisi var şimdi bunun gerzeklikle - Sana gerzek mi dedim - İma ettin, iki işi birarada yapamaz falan gibi laf ederek - Bunun gerzeklikle ne ilgisi var, fakat hoşuma gitti sen iki işi birarada yapamazsın - Sen de doğru cümle kur - Beni gazete okumadığın, ya da gazeteni bitirdiğin zaman sevme ihtimalin var mı - Sevmekten kastın ne - Sen adamı çatlatırsın - Çatlamak isteyene ben birşey yapamam, sevmekten kastın ne onu söyle, bir çok sevme şekli var - Ne gibi - Aşkla sevmek,sevgiyle sevmek,şehvetle sevmek vs.vs.vs. - Gazeteni bitirdikten sonra beni aşkla sevme ihtimalin var mı - Nasıl aşkla - Onun da mı çeşitleri var - Tabii, sevgili aşkı,ilahi aşk, karşılıksız aşk vs. vs. vs. - Gazeteni okumayı bitirdiğinde beni sevgili aşkı ile sevme ihtimalin var mı, Allah Allah ben salak mıyım yahu basit bir soru nereye geldi. Cehenneme kadar yolun var, cevap verme istemiyorum
- Peki nasıl istersen, bana bir su verir misin - Nasıl su istiyorsun - Bayaaa - Biz de bayaa su yok - Canım saçmalama - Ne saçmalaması,önce bir bardak mı,bir şişe mi,bir maşrapa mı su istiyorsun onu söyle - Bana bir bardak su verir misin - Nasıl bardak - Ne demek nasıl bardak - Olur mu canım, kristal bardak var, adi cam bardak var, bira bardağı var - Bana bir adi cam bardak su verir misin,mahsus yapıyorsun di mi - Niye mahsus yapayım - Deminkinin intikamı bu galiba - Demin ne oldu - Beni seviyor musun diye sormuştun ya - Ne zaman - Demin - Demin ne demek,kaç zaman önce anlamına geliyor - ................... - Niye sustun - Düşünüyorum - Ne düşünüyorsun - Evliliğimiz niye bu hale geldi - Ne hali - Yalın hali değil tabii - Niye gelmiş - Senin espri yeteneğinin olmaması nedeniyle - Sen de var mı - Herkes çok esprili olduğumu söylüyor, geçen gün Selma - Selma kim,o şıllık yardımcın mı - O şıllık değil - Şıllık değil de ne sana göz süzüp gerdan kıvırıyor benim önümde - Kadın güzel giyinip havalı görünüyor diye kıskanıyorsun - Ben kötü mü giyiniyorum - Öyle demedim - Ne dedin ya - Off be yeter - Off be yeter di mi - Yeter tabii ne istiyorsun gecenin bu vakti - Bunca yıllık evliyiz bana birkez sevdiğini söylemedin - Söylemek şart mı - Ne yani sessiz film oynar gibi hareketlerini mi takip edeceğim, söylemesen nasıl anlaşılır - Ben senin kocanım tabii ki seni seveceğim - Nasıl yani mecbursun diye mi - ....................... - Yine sustun, hep susarsın zaten,bir de cump yatak, ne konuşursun, ne bir fikir söylersin - ........................ - Bir başkası varsa hayatında söyle zorluk çıkarmam - ............ - Naci - ....................... - Naci, Naci diyorum - Babam uyumuş anne bağırma.
KADINLAR KAÇA AYRILIR?
HARD-DISK tipi kadın: Her şeyi hafızasında saklar.
RAM tipi kadın : İşiniz bittiği anda sizi de unutur.
WINDOWS tipi kadın: Herkes hiçbir şeyi doğru dürüst yapamadığını bilse de kimse onsuz yaşayamaz.
EXCEL tipi kadın: Söylendiğine göre bir çok kabiliyeti olmasına rağmen bir çok kimse basit ihtiyaçlar için kullanır.
SCREENSAVER tipi kadın : Eğlendirmekten başka hiçbir işe yaramaz.
INTERNET tipi kadın : Erişilmesi zorlu olan tiptir.
SERVER tipi kadın : İhtiyacınız olduğundan her zaman meşguldür.
MULTIMEDIA tipi kadın : Korkunç şeylerin güzel gözükmesini saglar.
E-MAIL tipi kadın : Her 10 sözünden 8'i anlamsızdır.
VIRUS tipi kadın : Bir başka ismi de "Eş" tir. Hiç beklemediğiniz bir anda gelir kendisini yerleştirir ve kaynaklarınızı kullanmaya başlar. Kurtulmaya çalıştığınızda kesin bir şeyler kaybedersiniz eğer kurtulmazsanız her şeyinizi kaybedersiniz. | | |
|
İmkânsızlığı sevdir bana Bu sevgisiz insanların kokularını unuttur Gözyaşım kokuşmuş düzenin
Gereksiz sarhoşluğunda,
Bana doğumumu anlat... Annemi bir de senin ağzından dinleyeyim Bitiremediğim romanları sen oku bana Yürümeye çekindiğim sokaklarda ellerime sarıl Çivisi düştü düşecek bir hayatın,
Son dokunuşları bunlar, Ama bu benim hatam değil biliyorsun Belki de en çok sen biliyorsun. Bilmeleri getir, bırak önüme.
Bu kent şimdi sakin ve sessiz görünüyor
Bir ben varım sanki kendimden bile uzak. Belleğimin hacmi genişledikçe cismim küçülüyor Neden sorunlar hep benimle,
Neden akşam olduğunda evlerine çekilmiyor. Bıçak ucunda özlemler,
Kucaklaşmalar kimde rehin kalmış? En çok biz bilirdik hani? Bir ses meçhule bürünmüşse,
Okyanusları aşar boydan boya,
Arardı duygularımızı güneşte.
Bunu en iyi biz bilirdik ya, hani.
ANNELERİMİZDEN
ÖĞRENDİKLERİMİZ
***IYI YAPILMIS BIR ISI TAKDIR ETMEYI "Bana bakin, gidin birbirinizi disarda gebertin, evi daha yeni temizledim...!!!"
***DUALARIN GUCUNU: "Yat kalk dua et ki baban muzik setinin bozuldugunu farketmedi..."
***ZAMANA KARŞI YARISMAYI: "O oyuncaklarini topla yoksa bi tekme attigim gibi hepsini karsi sahilden toplarsin.."
***MANTIKLI DÜŞÜNMEYİ: "Ben oyle diyosam oyledir...!!!"
***ILERI GORUSLU OLMAYI: "cikmadan once temiz bi camasir giy.. yolda Allah korusun basina birsey gelir kirli camasirla etrafa rezil olursun."
***HAYATIN TRAJIKOMIK YANLARINI: "Sen daha orda gulmeye devam et, birazdan ben seni tam guldurucem...."
***HAYATIN ÇELİŞKİLERLE DOLU OLDUGUNU: "Kapa ceneni ve corbani ic ..!!"
***DAYANIKLI OLMAYI: " O ispanak bitene kadar sofradan kalkmak YOK..!!!"
***HAVA RAPORU TAHMINI YAPMAYI: " su daginikliga bak... yabanci biri gorse odanin ortasindan kasirga gecmis sanir..."
***ABARTMAYI: "Sana 500 bin defa soyledim kirli ayakkabilarinla iceri girme diye...!!"
***DAVRANIS PSIKOLOJISINI: "Babana cekecegine biraz bana cekseydin noolurdu ..."
***OLAGANUSTU DURUMLARA HAZIRLIKLI OLMAYI: "Dinleme bakalim anne sozu dinlemee...!!! 'Kafana meteor dusecek kenara cekil" diye bagirsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!"
***KISKANMAYI: " Dunyada senin annen baban gibi mukemmel bi aileye sahip olmayan, kac milyon çocuk var biliyor musun..."
***SABIRLI OLMAYI; "Baban eve gelsin, sen gorursun''
***HAKKIMIZI ALACAĞIMIZI; "Eve vardigimizda ben bilirim sana yapacagimi"
***DIYALOG KURMAYI; "Sana bir sey sordugumda cevap ver...!!" "Ne soyleyeyim anne?" "Sus!! Bana cevap verme!!!"
***TIP BILGILERINI: "Gozlerini sasi yaparken bir gun oyle kalivereceksin"
***OLGUN OLMAYI;
"Bu tabagin hepsini bitirmezsen asla buyuyemezsin."
***GENETIK BILGILERI; "Sen de o lanet olasi babana cektin."
***BILGELIGI "Benim yasima gel de anlarsin o zaman."
***VE .....ADALETI; "Bir gün senin de cocuklarin olacak.. insallah onlar da sana senin simdi bana yaptiklarini yaparlar..."
нαуαTα ∂αιя
Bir bilge mutlulukla ilgili şöyle demiş:
“Mutluluk tamamen gönül işidir.
Ve içimizdedir.
Onu kendi içimizden başka bir yerde aramak
ve
mutluluğu sırf servet, iktidar ve şöhrette görmek
çölde serabı su zannetmektir.”

Hayat çetele tutmak değildir...
Hayat;
Seni kaç kişinin aradığı,kiminle çıktığın,çıkıyor olduğun
veya çıkacağın demek de değildir.
Kimi öptüğün,hangi sporu yaptığın,
kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat, ayakkabıların,saçın,derinin rengi de değildir.
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat; notlar,para,giysiler,
girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.
Hayat;
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven ,mutluluk,şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat;
Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.
İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi hayatı,başkalarının hayatını olumlu yönde
etkilemek için kullanmayı seçmektir.
İşte hayat bu seçimden ibarettir.
İnsanların en acizi dost edinemeyen,
ondan daha acizi ise dost kaybedendir.
Charles Eguone
|
Düşündüğünüz
Söylemek istediğiniz
Söylediğinizi sandığınız
Söylediğiniz
Karşınızdakinin duymak istediği
Duyduğu
Anlamak istediği
Anladığını sandığı
Anladığı..
arasında farklar vardır.
Dolayısıyla insanların birbirini yanlış
anlaması için en az 9 ihtimal var."
|
|
SYLVIANE HERPIN
Hayatta hiç birşey yolunda gitmiyor diyenlere...
Çin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir.
Çinliler bu ağacı söyle yetiştirir:
Önce ağacın tohumu ekilir,sulanır ve gübrelenir.
Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.
Tohum yeniden sulanıp gübrelenir.
Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez.
Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir.
Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez.
Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler. Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.
Akla gelen ilk soru şudur :
Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?
Bu sorunun cevabi tabii ki beş yıldır.
Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik?...
Bir başarının şartları her zaman çok basittir.
Bir süre için alışın, Bir süre tahammül edin. Her zaman inanın Ve hiçbir zaman geri dönmeyin.
HAYAT İNANÇLA VE DOLU DOLU YAŞANMALI ...
Sevgilerimle...
BULMAK AMA GÖREMEMEK
Asla değiştiremeyeceğin şeyler için üzülme. Değiştirebileceğin ama istediğin halde değiştiremediğin şeyler için mutsuz ol veya asla asla bir daha sevmeyeceğim deme.. Mahcup olursun... Asla sevgiyi arama çünkü sen aradıkça o saklanır kapı arkalarına.. Sevgi seni istedi mi bulur.. Zamanı vardır..tıpkı baharı kışta arayıp da bulamayacağın gibi... Ya da bulsan da asla onun gerçek bir bahar olmadığını kabul etmek zorunda olacağın gibi .. O bulduğun sadece bir aldanmışlıktır.. Aldanırsan,tıpkı kış ortasında Çiçek açan erik ağaçlarına dönersin.. Kisin ortasında sevinçten çiçek açarsın.. Kış gerçek yüzünü gösterince de donarsın, Anlarsın ki yaşadığın bahar kış ortasında yaşanan yalancı bir baharmış.... Erik ağacı gibi donarsın O zaman ve o yaz boşa geçer..meyvesiz kimsesiz Sevgi aranmaz..Sevgi istedi mi seni bulur. Hiç ummadığın bir anda arkanda beliren bir dost olur bu bazen.. Vapurda ensende hissettiğin bir nefes alır götürür seni sevgiye, Bir tesadüf sana sevgiyi taşır.. Sen sevgiyi aramamışsındır. Tıpkı gecikse de gelen ve geleceğinden emin olduğun bahar gibi....... Tıpkı bir sabah kalktığında baharın pürüssüz yüzü ile karşılaşman gibi bulmuştur seni sevgi............ Sevgiyi Kaybederken de cesur olmalısın.. Yüreğin dolu olmalı sabır ve güçle Her kaybedilen kazanılan bir derstir zaten Sevgi çok şey öğretir severken ve kaybederken Sevgiyi kaybederken Sevgiliyi kaybetmenin ne zor olduğunu öğrenirsin Sevgiyi kaybederken Aslında onu hiç kaybetmek istemediğini öğrenirsin Sevgiyi kaybederken Onu kaybetmenin, bulmak kadar güç olmadığını Ama acısına katlanmanın ne güç olduğunu öğrenirsin Sahipken sevgiye hep yanında olacakmış gibi Onu hoyratça harcamışsındır.. Kaybettiğinde ise her an yanında olacağına inanmakla Ne büyük yanlış yaptığını anlarsın Ve bir daha ki sevginde daha temkinlisindir.. Hem severken, hem kaybederken Bir önceki sevgi öğretmiştir bunu sana.. Her kayıp bir derstir almam gereken Çünkü hiçbir sevgi tek başına var olamaz.. Ayrılamaz daha öncekilerden...
|
ACELE KARAR VERMEYİN.... Çin düşünürü Lao Tzu'nun öyküsü........
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış... Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
"Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...
İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş. "Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez."
Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş... Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler. "Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.."
"Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?"
Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler... Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. "Bir kez daha haklı çıktın" demişler.
"Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş.
"O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez."
Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..."
"Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:
"Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."
Lao Tzu |
Söyle bana; Kime söyleyebilirsin gülmek istediğini kahkahalarla Ve ağlamak isteyişini hıçkıra hıçkıra
Kime..? Şöyle bir bak etrafına.. Ne o..! Kimse yokmu yanında İşte bu çok saçma..! Yüreğin var ya dostum yüreğin Sen varsın ya... Şöyle bir bak aynaya Farkındamısın sen hala yaşıyorsun Ve biliyormusun ki..! Herşeye evet herşeye rağmen Bu hayat yaşamaya değer.. Evet..! Gerçekten hiç gülmeyeceksin belki.. Ama inan bana dostum.. Bu hayat gerçekten yaşamaya değer.. Haydi sende yaşama bir şans ver..! Ve unutma..! Yaşıyorsan eğer herzaman ikinci bir şansın vardır |
|
 
αşк ιкι кιşιℓιктιя
Değişir yönü rüzgârın, solar ansızın yapraklar.
Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar.
Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini,
İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir.
Ölümdür yaşanan tek başına Aşk, iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden
Binlerce yıl uzaklardadır Binlerce kez dokunduğun ten.
Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir.
Ölümdür yaşanan tek başına Aşk, iki kişiliktir.
Avutamaz olur artık Seni bildiğin şarkılar.
Boşanır keder zincirlerinden Sular, tersin tersin akar.
Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar.
Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir
Ölümdür yaşanan tek başına Aşk, iki kişiliktir
. Yitik bir ezgisin sadece, Tüketilmiş ve düşmüş gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır, Gece camlara sürtünürken.
Çünkü, hiç bir kelebek Tek başına yaşamaz sevdasını. Severken hiçbir böcek, Hiç bir kuş yalnız değildir. Ölümdür yaşanan tek başına Aşk, iki kişiliktir.
Ataol Behramoğlu
Belki;
Mevlana yalnıs insanlarla tanısmamızı istedi
dogru insanı tanımadan önce,
böylece en sonunda dogru insanla tanıstıgımızda,
bu hediyenin ne yüce oldugunu anlamamız için!...
Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla, uçak örneğin uçurtma mesela altına konulabilir. bir ayağı ötekinden kısa olduğu için , sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir,
süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine. bir beyaz kağıda her şey yazılabilir,senin dışında güzelliğine benzetme bulmak zor .sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden ,
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor . belki tabiattadır çaresi, senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim anlarım bitkiden filan ama anlatamam toprağın güneşle konuşmasını ,
 sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla sen bana ışık ver yeter. bende filiz çok , köklerim içimde gizlidir. gelen giden açan soran bere budak yok. bir şiir istersin “içinde benzetmeler olan” kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok .
uzun bir yoldan gelen tedariksiz katıksız bir yolcuyum , yaralı yarasız sevdalardan geçtim koynumda bir beyaz kağıt boşluğu her şeyi anlattım olan olmayan acıtan sancıtan bilsem ki sana varmak içindi bütün mola sancıları bütün stabilize arkadaşlıklar daha hızlı koşardım severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine .

sana bakmak suya bakmaktır . sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır .
sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır . aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır . ne yazsam olmuyor , çünkü bilenler hatırlar hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar ,bahçıvanlar değil tüccarlardır sen öyle göz sen öyle toprak ve güneş ortaklığı sen teninde cennet kayganlığı iken , sana şiir yazmak ahmaklıktır.
bir tek söz kalır .dişlerimin arasından ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar
verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz .
 sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır , her şey olmaya hazır .
sana bakmak suya bakmaktır, gördüğün suretten utanmak .
sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır .
sana bakmak allah’a inanmaktır.

|
|
|
|
|
|
|
|
fαякιи∂αℓιк
Farkında olmakla başlar her şey. Önce farkına varırsın o,
her neyse. Bir başlangıçtır farkındalık.
Belki biridir o farkına vardığın, belki bir olgu, bir kavram,
belki de yüzyılların gerçekliğidir. Ne olursa olsun farkına vararak başlarsın ona.
O, her neyse.
Farkına varmak için çok çaba harcarsın fakat ne gariptir ki bu çabaların hiç farkında olmazsın.

Uğraşır, düşünür, debelenir, acı çekersin.
Bu gibi zorlu bir sürecin sonunda elindeki farkındalıktır. Ama değer. Farkında olmak bir kazançtır.
Yani bir şeylere ihtiyacın olduğuna karar verirsin. İşte o zaman başlar yeniler, yeni şeyler.
Bu yüzden farkındalık başlangıçtır. Farkındalık iyi bir şeyler için ilk adımdır.
  
¢αи уü¢єℓdєи
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince,
 Çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. Ille de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin,
 Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı,senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. Ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. Ilişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak.. 

 

Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma."
|
'' TÜM SÖZCÜKLER TÜKENDIGINDE INSAN INSANI ANLAMAYA BASLAR ''
 
Bazen;
Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan
Güneş kucağındadır, bilemezsin
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın
Uçar gider, koşsan da tutamazsın
W. Shakspeare

|
|
İçimde bir şeyler kopuyor, paramparça oluyorum. Aynı parçalar yeniden kopup bir daha
parçalanıyor, sonu yokmuş gibi, garip bir yap-boz oyunu bu...
Gitti giden dönmeyecek, Kabul et kalbim Asla seni sevmeyecek,
Hayat ne zalim...
Bağırmak istiyorum, haykırmak istiyorum ama kelimeler boğazıma düğümleniyor ve
susuyorum... Susup sabrediyorum ve üstelik korkum daha da büyüyor... Aslında
ummadığım bir yerde, ummadığım bir anda patlamaktan korkuyorum... Düşünüyorum da; sayılarını hatırlamadığım kadar çok olan "keşke"lerime bir yenisini daha eklemekten
ve geri dönüşü olmayan bir yola girmekten korkuyorum aslında...
O yanmadı senin kadar Feryat etsen neye yarar
Ya sen dur sonsuza kadar ya kabul et... Kabul et kalbim, kabul et kalbim... Ah kalbim biz ayrıldık...
Diğer yandan da; hayat kısa, bağır çağır, boşalt içini diyorum kendi kendime. Sonra
da bu kısacık hayatı daha da çekilmez hale getirebileceğimi düşünüyorum. Çelişkiye
düşüp yine susuyorum. Kendi içime haykırmaya devam ediyorum kimsenin duymadığından
emin bir halde.
Gözyaşlarımı içime akıtıyorum ve biliyorum ki kimse görmüyor, göremiyor... Ve
"Sessiz Çığlığıma" ses vereceğin "o" günü bekliyorum...
.  .
|
♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸.♥♥υмυтѕυzℓυк ℓιмαиι♥ ♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸♥♥.
|
UMUTSUZLUGUN LİMANINDAN KALKAN BİR GEMİ Sessiz bir gecenin kör karanlığında ilerlemek ne zordur, ne ürperti verir insana. Anlamsızlığın boşluğunda kalakalmak öyledir. Anlayamamak öyledir iste. Anlatamamak daha da başkadır., daha acıdır, daha çok üzer insani. İşte sen böylesin. Anlatamıyorsun dertlerini. En çok da neye yanıyorum biliyor musun? Ne istediğini bilemiyorsun.
Simdi uyuyorsun, evet ağladığımı görmüyorsun. Görsen üzülürsün biliyorum. Yüreğin ağlar senin de, gözlerin değil. Umutsuzluğun limanında bir gemi var. Duruyor umuda yolculuk için yolcu bekliyor ama nafile, sen yoksun. Bir konuşsan neler söyleyeceksin kim bilir? Bana baba diyeceksin. Sana sarılacağım sımsıkı. Acili yılların ardında ilaç gibi gelecek bu bize. Kötü günleri unutup gideceğiz o gemiye. Bir an bir sevinç yaşadı gönlüm, bir umut doğdu yüreğime. Ama sonra, sen oradasın iste öylece uyuyorsun kanepenin üzerinde. Hepsi bir rüya, hepsi bir anlık umut iste. Simdi uyuyorsun orada öyle.
Yalnız anlamadığım bir şey var.
Sen farklısın, hayat dolu gözlerin acılara yenilmemek için umut ediyor. Umutsuzluğun açtığı yarayı sen iyi bilirsin. Sen günahlardan arınmış tertemiz bir meleksin. Her şeyden önemlisi sen, sen benim oğlumsun. Ve simdi uyuyorsun, uyumana bak sen küçüğüm, uyumana bak. Sen beni anlıyorsun ve beni benden iyi biliyorsun ama ya ben, ya ben seni ne kadar tanıyorum. Sen benim oğlumsun sadece... Resimler yapıyorsun kendince, fenada olmuyor hani. Maviyi seviyorsun, en çok da maviyi özgürlük olarak biliyorsun. Bakıyorum resimlerine derince bir şeyler görüyorum sonra içinde. Bir aile; sen, ben ve annen.
Sen askere gidiyorsun güzelce davullar, zurnalar görüyorum resimde, sen el üstünde. Anlıyorum seni. Seni duyuyorum bebeğim. Seni seviyorum. Sen de söylüyorsun beni sevdiğini resimde. Sen konuşuyorsun bebeğim, seni anlıyorum. Sonra soruyorum, sen bana kendini anlat diyorum. Bir resim yapıyorsun hemen. Çiçeklerin arasında sen, yine mavi, yine özgürlüğün içinde duran, kocaman ışıl ışıl gözleriyle bakan bir adam. Evet sen adamsın simdi. Simdi uyuyorsun.
Uyumana bak sen küçüğüm...
|
♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸.♥♥иσктαℓαмα ιѕαяєтℓєяι♥ ♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸♥♥.
|
? , ' ! ...NOKTALAMA İŞARETLERİ...
İnsanoğlu bir gün virgülü kaybetti: Söyledikleri birbirine karıştı.
Noktayı kaybetti: Düşünceleri uzayıp gitti,ayıramadı onları. Ünlem işaretini kaybettinbir gün de: Sevincini öfkesini,tüm duygularını yitirdi. Soru işaretini kaybetti bir başka gün: Soru sormayı unuttu o zaman. İki noktayı kaybetti bir başka gün: Hiç bir açıklama yapamadı. Yaşamının sonuna geldiğinde elinde yalnızca tırnak işareti kalmıştı: 'İçinde de başkalarının düşüncesi vardı yalnızca.'
|
♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸.♥♥ıѕℓαк♥ ♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸♥♥.
|
  
ISLAK
Neden yağıyorsun yağmur
Neyi ıslatmak istiyorsun
Toprak ıslak,
Yaprak ıslak,
Ruhum ıslak,
Kalbim ıslak,
Gözlerimi ıslatmak istersen, Nafile,
Onlar,
Zaten ıslak...
|
♥♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸.♥♥нαуαт Dιуσяυм♥ ♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸♥♥.
|
HAYAT DİYORUM SANA
-
Hayat diyorum sana, Her hücrem seni Haykırıyor. Kanım oluyorsun,Canım oluyorsun. Sanki Damarlarımda Hep sen dolaşıyor,Yüreğimde Hep sen atıyorsun. O kadar yOruLmuşum ki, sensizlikle bazen nefes almak bir işkence gibi. Bazen Bazen haykırmak bile zor geliyor sana. Dedim ya Hayat Diyorum Sana...
Uyuduğumu mu sanıyorsun ya da uyanmamı mı bekliyon sensizlikten. Yatak desen buz gibi, Ne sen kokuyor odam, ne seni sayıklıyor yorgan. Yastığım bile Ağır geliyor sensizliğe. Sensizliğe Sarılmak nasıl birşey bilirmisin sen?. Vucudunun her santimi titremeye başlar önce, hissizleşirsin biraz daha, sensiz geçen her saniye kulakların duymamaya, ellerin tutmamaya başlar. Atmaktan yorulmuş yüreğin, Asla görülmeyecek senli düşlerle ağlamaya başladığında gözlerini kapatmak istersin. Her kapatışımda sen, her açışımda sensizlik büyür gözbebeklerimde ve bir sigara yakarsın karanlığa.
Her nefeste başın biraz daha döner, biraz daha hissedersin çiğerlerinin ateşini. Her sigara sen olur sonra, her çekişte sensizlik dolar vücuduna. Sonunda biter ya sigaram her zerresi vücudumdadır artık, sensizliğin. Hiç çıkmaması için uğraşırsın ama nafile. Dedim ya Hayat Diyorum Sana., Yabancı gözlerle bakıyorum etrafa, gözlerimdeki sensizliği olağınca gücümle saklıyorum. Her sözü susuyorum sensizliğe. Kokun çiğerlerimde kalsın diye nefes bile almıyorum. Her anım senle doluyor, her sen biraz mavi oluyor, her mavi karanlığa göz kırparak geceyi doğuruyor.

Uzun karanlık ama mavi gecelerde buluyorum sensizliği. Sensizliği aramak nasıl birşey bilirmisin? sigaran kalmadığında, heryerin altını üstüne getirip birtek sigara arayıpta bulamayınca, yatıp uyiyim bare sabah nasıl olsa alırım diye geçiştirip sabaha kadar uyuyamayıp, bütün geceyi bir tek sigara uğruna uykusuz geçirmek gibidir sensizliği anlatmak. Ya da yabancı bir evde yatıpta yattığın yerin her köşesinde kendi yatağından, kendi odandan bir iz arayıp, sabaha kadar yatakta bozulmamış yer bırakmayıp uyuyamadan kalkmak gibidir sensizliği anlatmak.
HOŞGELDİN SENSİZLİK... HOŞGELDİN MAVİ GECE... HOŞGELDİN İŞE!... HOŞGELDİN YORGUN GÜN...
DEDİM YA HAYAT DİYORUM SANA YAŞANIYORSUN DİYORUM HER AN HER ZAMAN VE HER KOŞULDA!...
|
♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸.♥♥уαѕαdιкℓαяιм♥ ♥.¸¸.•*´•`*•.¸¸♥♥.
|

YASADIKALRIMDAN ÖĞRENDİM BİR SEY VAR!
Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
Yasadin mi, yogunluguna yasayacaksin bir seyi
Sevgilin bitkin kalmali öpülmekten
Sen bitkin düsmelisin koklamaktan bir çiçegi
Insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kusa, bir çocuga
Yasamak yeryüzünde, onunla karismaktir
Kopmaz kökler salmaktir oraya
Kucakladin mi simsiki kucaklayacaksin arkadasini
Kavgaya tüm kaslarinla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandin mi bir kez simsicak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir tas gibi dinleneceksin
Insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildigine
Hem de tüm benligi seslerle, ezgilerle dolarcasina
Insan baliklama dalmali içine hayatin
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasina
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanimadigin insanlar
Bütün kitaplari okumak, bütün hayatlari tanimak arzusuyla yanmalisin
Degismemelisin hiç bir seyle bir bardak su içmenin mutlulugunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yasamak özlemiyle dolmalisin
Ve kederi de yasamalisin, namusluca, bütün benliginle
Çünkü acilar da, sevincler gibi olgunlastirir insani
Kanin karismali hayatin büyük dolasimina
Dolasmali damarlarinda hayatin sonsuz taze kani
Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
Yasadin mi büyük yasayacaksin, irmaklara, göge, bütün evrene
karisircasina
Çünkü ömür dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir
Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana
ATAOL BEHRAMOGLU
| |